Kültür | Think Poland
Agents Zone Ana Sayfa
News Film Polonya Tiyatrosu Müzik
Edebiyat Ressamcılık

Kültür

image

Öğrenciler konuşuyor:
Ma Lihua (Taiwan)
İtiraf etmesi zor olsa da Polonya’nın bir zamanlar bir Krallık olduğunu bilmiyordum! Benim için Polonya’nın nasıl demokratik bir ülkeye dönüştüğünü keşfetmek ve komşusu olan demir perde ülkelerini nasıl etkilediğini görmek çok ilgi çekiciydi.

Eğer ki kütürel faaliyetler ile ilgili iseniz , Polonya’nın size sunacağı bir çok teklif var. Müzeler, galeriler, tiyatrolar , operalar ve sinemalar – Her gün ilgi çekici bir çok şey yapabilirsiniz! Halk bilim ile mi ilgilisiniz? O zaman Polonya’nın size de önereceği bir çok şey var.

Polonya, doğu ve batı kültürlerini harmanlamaktadır. Aynı şekilde Polonya kültürünce modern sanat ve geleneksel halk kültürü içiçe geçmiştir. Bu birliktelik mükemmel bir kolaj oluşturmaktadır. Polonya kültürü dahilinde herkes kendisine göre ilgi çekici bir şey bulacaktır. Özellikle öğrenciler arasında , kültür ile ilgilenmek giderek moda haline gelmekte. Hele de bu kadar çok seçenek varken!

Dünyada Modern Polonya sanatları giderek daha da çok popülerleşmekte. Avrupa’da ise zaten uzun zamandır hakkettiği ilgiyi görmekte idi. Polonya filmleri, uluslararası film festivallerden ödüller kazanmaktadırlar. Polonya’da sadece şahane film festivalleri bulmakla kalmayacak, bunlara ek olarak bir çok uluslararası tiyatro ve müzik festivalleri de bulacaksınız. Dünyanın en ünlü pop ve klasik müzik yıldızları Polonya’da sahne almaktadırlar. Dünya yıldızlarının yanında, kendileri ile gurur duyduğumuz bir çok Polonyalı müzik yıldızımız da mevcuttur. Ne de olsa Chopin’in ülkesiyiz! Polonya tam bir kültür ülkesidir.

Film

Polonya film endüstrisi, Avrupa endüstrisi ile birlikte gün be gün gelişmektedir. Polonya’nın ilk sineması 1899 yılında Łódź’da kurulmuştur. Tabii ki buradaki gösterimler için Lumiere kardeşlerin makinesi tatbik edilmiştir. İlk Polonya yapımı film 1908 gibi erken bir tarihe tekabül etmektedir. Antoś Varşova’da(Antoś po raz pierwszy w Warszawie) bahsi geçen ilk filmdir. İlk zamanlarda kitap uyarlamaları ve de melodramaların sahnelenmesi revaçtaydı. Bunların bazıları çok başarılı oldular ve de başrol oyuncularının oldukça ünlenmelerini sağladılar. İki Dünya Savaşı arasında, Polonya bağımsızlığını kazandıktan sonra,ülkede bir çok yeni sinema açıldı. 1921 yılında 400e yakın sinema varken, 1938’de bu sayı 800’e ulaşmıştı bile! Polonya’nın ilk sesli filmi Ms. Dulska’nın Ahlakı (Moralność Pani Dulskiej) İkinci Dünya Savaşı’ndan önce çekildi. Bu film doğal olarak Polonya sinematografisinde yeni bir akımın başlangıcı oldu.

image

İkinci Dünya Savaşı patlak verince , Polonya film endüstrisi varlığını yitirdi. O döneme ait en son film, dönemi belgeselleştiren ,kuşatmadaki Varşova direnişi ve çatışmaları anlatan - The Chronicle of Besieged Warsaw(Kronika oblężonej Warszawy) – filmidir, eylül 1939’den kalma. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sinemalar Nazi propagandasının birer aracı haline geldiler.Bu dönemde Polonya halkı sinemalara gitmeyi bıraktı. Bu zaman ünlü özdeyişin,”Sadece domuzlar sinemaya gider” çıktığı zamana tekabül eder, sadece Nazi yandaşlarının film izledikleri manasına gelir.Bu dönemde, Polonyalı film yapımcıları yurtdışında , vatanseverliği ve kahramanlığı anlatan filmler yaparak işlerini sürdürmeye çalışmışlardır. Polonya’da ise bu esnada sadece iki tane daha Chronicles of the Warsaw Uprising bölümü çekilmiştir.

Savaştan sonra komünistler yönetimi ele geçirince, Polonya sinematografisinin çabukca yeniden ayağa kaldırılmasını amaçlamışlardır. Onlar da bu sanatın bu dalının ,nasıl mükemmel bir propaganda aracı olarak kullanılabileceğini anlamışlardı. Bu amaca yönelik olarak, özel bir Film endürstrisi olan “Polish Film” kuruldu. Bu kurum ülkede film yapmak ve yabancı filmleri alma ve dağıtma hakkına sahip tek kurumdu. O zamanlar Polish Film Chronicle popülerleşmeye başladı.Bugün de hala bu film, Polonya Halk Cumhuriyeti(PRL) hakında bilgi edinmek isteyenler için en iyi kaynak konumundadır. Aynı zamanda tarih,sinema ve kültür-sanat öğrencileri için de yararlı bir kaynaktır.

Komünizm zamanında,Propaganda filmlerinin dışında iş hayatı ve savaş’ın acı yüzünü gösteren filmler de yapılmıştır. Dönem boyunca bir kaç tane istisnai sanat eseri ortaya çıkmıştır: Wanda Jakubowska’nın Son Sahne’si(Ostatni Etap) – Toplama kamplarındaki insanların imhasını anlatmaktadır, ve de Aleksander Ford’un Varşova gettosunu anlatan Graniczna Sokağı (Ulica Graniczna) gibi. Fakat ne yazık ki, komünist rejimin baskısını arttırması ile birlikte uygulanan sansürden ötürü iddialı ve özgün fikirli film çekmek iyice zor bir hal aldı. 50’li yılların sonunda bir kaç istisna olsa dahi, genel olarak komünist dönem boyunca Polonya film endüstrisinin sıkıntılı bir dönem geçirdiğini söyleyebiliriz.

image

Joseph Stalin’in 1953’teki ölümünden sonra , Polonya’daki sansür kademeli olarak kalktı. Bundan sonra Polonya Film Okulu(Polish Film School) hayata geçmiştir. Bu isim uluslarası bir çok ödüle sahip Polonyalı bir grup yönetmene verilen addır. Şu an dünyaca ünlü olan bu yönetmenler arasında: Andrzej Wajda, Andrzej Munk, Kazimierz Kutz, Roman Polanski ve Jerzy Skolimowski vardır. Bu dönem çekilen filmler özellikle sinema öğrencileri ve kültür-sanat bilimi okuyan öğrencileri oldukça etkilemektedir.

Polonya Film endüstrisinin Komunist dönemdeki son önemli periyodu 70’ler ve Ahlak Kaygılı Sinema (the cinema of moral anxiety)’dır. Yine bu dönemde belirtmemiz gereken önemli isimler mevcuttur: Krzysztof Kieslowski, Krzysztof Zanussi ve de daha önce de belirttiğimiz Andrzej Wajda. Günümüzde bu isimlerin çektiği filmler, bütün dünyada çok değerli sanat eserleri olarak kabul görmektedirler. Endüstrinin diğer bir ayağı da 70’ler ve 80’lerde çekilen,ve de sansürden bir geçmeyi başarmış olan komediler ve TV dizileridir. Bunlar komünist rejim altındaki gündelik hayatın saçmalığına değinerek bunun hakkında kritikler içerirlerdi. Bu sektörün en ünlü Yönetmenleri ise: Stanislaw Breja – Ayıcık(Miś) filminin yazarı, Gruza, Marek Piwowski, Sylwester Chęciński, Andrzej Kondratiuk.

Bu komedilerin çoğu zaman yabancıar tarafından anlaşılması güçtür, zira çoğunlukla komünist bir rejimde yaşamanın absürdlüğünü anlatmaktadırlar. Ek olarak bu döneme ait bir çok gönderme içermektedirler. Buna rağmen, eğer tarih, sanat, veya sinema okuyorsanız , bu eserleri izleyip-anlamaya çalışmak faydalı olabilir. Bu eserler, dönemi anlatan kitaplara göre çok daha gerçekçi ve de detaylı anlatım içermektedirler. Bu eserlerden yapılan bir çok alıntı Polonya kültürüne ve diline yerleşmiştir.

image

Polonya Halk Cumhuriyeti’nin sonu, kapitalist dönemin başlangıcını işaret eder. Bu değişim ile beraber Polonya sineması da değişmiştir. Komünist dönemden değişik olarak , sadece gişe kaygısı taşıyan aksiyon ve de romantik-komedi türündeki filmler bu dönem önem kazanmıştır. Başka bir deyişle, tüm dünyadaki sinema anlayışı burada da hakimiyet kazanmıştır.

Polonya Sineması gelişmeye devam etmekte ve de günümüzün genç yönetmenleri yurtdışında da sükse yapmaya devam etmektedirler. İlk filmlerini komünist dönemde çekmiş olan yönetmenlerin bazıları hala aktif yönetmenliklerine devam etmektedirler. Andrzej Wajda 2000 yılında Oscar’larda onur ödülü almıştır. Jerzy Skolimowski ise Essential Killing filmi ile 2010 Venedik Film Festivalinde Jüri Özel Ödülü’ne layık görülmüştür. Bunlara ek olarak kamera operatörlerimiz (Andrzej Bartkowiak), senaryo yazarlarımız (Alan Starski) ve bestecilerimiz (Jan A. P. Kaczmarek) dünya çapında üne sahiptirler. Polonya Sinemasının size sunacağı daha çok güzelliği var!

BaşaDön

Polonya Tiyatrosu

Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, Polonya tiyatrosu da orta çağ dini sahne sanatlarına dayanmaktadır.İleriki yüzyıllarda dünyevi tiyatro gelişerek, kraliyet ve Polonya’nın ileri gelenleri tarafından desteklenerek büyümüştür. Ülkede hem Polonya menşeili hem de klasik Avrupa oyunları sahnelenmiştir. Fakat, Polonya Tiyatrosunun aktörleri ile,yönetmenleri ve yazarları ile esas gelişimi 19.yy sonlarına doğru olmuştur. Bu dönemde çeşitli şehirlerde bir çok sahne açılmıştır, ve de gerçek bir meslek olarak Aktörlük kabul görmeye başlamıştır.Aktörler saygın ve itibar görmekte olan insanlar haline gelmişlerdir. Tiyatro sahnesi bir anlamda politik çığırtkanlık için de kullanılmıştır. Bu özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen öncesi için geçerli olan bir durumdu, 18.yy’da kaybedilen bağımsızlığın tekrar kazanılmasından sonra ; Polonya Tiyatrosu sonunda bağımsız olarak gelişmeye başlamıştır. Döneme atıfta bulunan , dönemin en önemli oyunlarından biri Stanislaw Wyspianski’ın Evlilik (Wesele) oyunudur. Oyunun premiyeri 1901 yılında, Krakow’da yapılmıştır. Oyunun çeşitli uyarlamaları günümüze kadar oynanmıştır.

image

1924 yılında Varşova’da Ulusal Tiyatro açılmıştır.Bir çok küçük sahnenin temeli de bu yıllara dayanmaktadır. 1938’in sonu itibari ile Polonya’da 16 şehirde 32 Tiyatro vardı.

İkinci Dünya Savaşı , diğer sanat dalları gibi Tiyatronun gelişmesini de durdurdu. Sahnelenmeye devam eden bir kaç oyun olsa dahi, sinemaya gitmek gibi tiyatroya gitmek de bu dönemde politik olarak yanlış kabul ediliyordu. Bu dönemde bir çok yetenekli tiyatro sanatçısı öldü veya göç etti. Tarihi Tiyatro binaları zarar gördü.

Buna rağmen, Nazilerin ülkeden kademeli olarak çekildikleri sırada, Nazi’lerin boşalttığı bölgelerde hemencecik küçük tiyatro grupları kurulmaya başladı. Buna örnek olarak Aktörlerin Grup Tiyatrosu(Teatr Zespołu Aktorskiego) 1944’te Lublin’de, hemen ikinci dünya savaşının ertesinde kuruldu.Tiyatro sanatı Polonya’da çabucak yeniden ayağa kalktı.

Ulusal Tiyatro Okulu 1946 yılında Varşova’da açıldı. Bu okul bugün hala eğitim vermeye devam ederek, mezunlarına uluslararası başarı kazanmalarında rol almaktadır. Polonya Halk Cumhuriyeti(PRL) döneminde ise tiyatro sansüre uğramıştır. Daha önceden klasik olarak değerlendirilip sahnelenen oyunlar bu dönemde komünist otoriteleri tarafından şüpheli durumuna düşmüşlerdir. Bu dönemde bir çok ünlü Polonyalı yazarın oyunlarının da aralarında bulunduğu yasaklanan oyunlardan bazıları: Adam Mickiewicz’in şiirsel romanı Dziady’nin yanında Wyspianski’nin (“Evlilik” yazarı)bir çok oyunu da yasaklanmıştır. Komünist dönemde tiyatro da bir propaganda aracı idi.Sanat değeri düşük, sosyalist oyunlar sergilenmekte idi bu dönemde.

Bereket o ki, Tiyatro’ların tekrardan politik görüş bildirebildikleri günler geri gelmiştir, bu dönemin en dikkat çekici performansı Dziady’nin Kazimierz Dejmka yönetimindeki uyarlamasıdır. Oyunda toplumsal yaşamdaki tesadüflerin , başkalarının hayatına etkileri incelenmektedir. Sosyalist otoriteler oyunu anti-sovyet propagandası olarak görerek , sahneye konmasını yasaklamışlardır. Ama bu yasaklamaları akademik ve sanatsal çevrelerdeki protestolar , manifestolar ve de grevler izlemiştir. İki yahudi öğrenci bu dönemde Varşova Üniversitesi’nden atılmış, ve bu olay da protesto-manifesto ve grevlerin düzeyini arttırmıştr. Sosyalist hükümetin de Yahudi avcılığına başlaması ve bu bağlamda gerçekleşen trajik olaylar sonrasında, bir çok Polonyalı Yahudi entellektüel ülkeyi terk etmek durumunda kalmıştır. Yaklaşık 20.000 kişinin bu dönemde ülkeyi ter ettiği tahmin edilmektedir.

image

Bütün bu zorluklar ve de kısıtlamalar karşısında yine de bu dönemde Dünyaca üne kavuşmuş tiyatro denemeleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki, Tadeusz Kantor tarafından yaratılan Cricot2, ikincisi ve daha da çok bilineni ise Jerzy Grotowski tarafından ortaya çıkarılan The Laboratrium Theatre’dır. Grotowski dünya çapında , artistlerin saygısını kazanarak bir çoğu için usta olarak görülmektedir. Yaptığı işlerden dolayı kendisine prestijli College de France’da Antropoloji Tiyatrosu başkanlığı bahşedilmiştir. Bu iki tiyatronun da dünya çapında kendi has karakteri ile özel yerleri vardır. Bugün Jerzy Grotkowski enstitüsü ve de “Cricoteka” Tadeusz Kantor Sanat Dökümantasyon Merkezleri bu iki Tiyatro adamına itafen çalışmaktadır.

PRL’in sonlanması ile Tiyatro’nun halk nezdindeki rolü de değişmiştir. Bu olay ile birlikte Tiyatro sahnesi artık politik bir yer olmaktan çıkarak,daha çok sanatsal yönü önem kazanmıştır. 1990’larda aralarında deneysel sahnelerin de bulunduğu bir çok yeni sahne kurulmuştur. Polonyalı sahne yönetmenlerimiz sadece Polonya’da değil tüm dünyada büyük öneme sahiptirler. Krystian Lupa, Krzystof Warlikowski ve Grzegorz Jerzyna bir çok kez Avrupa’daki festivallerden ödüller ile dönmüşlerdir.

BaşaDön

Müzik

image

En çok tanınan Polonyalı besteci şüphesiz ki Frederic Chopin’dir. 2010 yılında Chopin’in 200. yaşgününü kutlamış bulunmaktayız. Bundan dolayı 2010 yılına, Chopin yılı adı da verilmiştir. Ünlü besteciyi anmak adına sadece Polonya’da değil, tüm Dünyada konserler ve festivaller düzenlenmiştir. Polonya, 1927 yılından beri, en eski ve prestijli canlı yarışmalardan olan, Uluslararası Fryderyk Chopin Piyano Yarışması’na ev sahipliği yapmaktadır. Bu yarışma her 5 senede bir düzenlenmektedir.

Chopin’den başka da bir çok dünyaca ünlü Polonyalı besteci ve müzisyen bulunmaktadır. Viyolin virtüözü ve besteci Henryk Wieniawski, yaşadığı dönemde “Dahi Viyolonist” olarak anılmıştır.

Polonyalı piyanist Ignacy Paderewski, Avrupa’da ve Amerika’da kariyer yapmıştır. Karol Szymanowski de Polonya dışında tanınan çok yönlü sanatçılardan bir başkasıdır. Polonya Ulusal Opera’sının kurucusu Stanislaw Moniuszko da, Chopin’den sonraki 20.yy bestecilerinden en önemlisidir.

20.yy’ın ikinci yarısında uluslararası üne kavuşan müzisyenlerden bazıları: rażyna Bacewicz, Witold Lutosławski, Tadeusz Baird, Kazimierz Serocki. Ayrıca avangard bestecilerden Krzysztof Penderecki, Henryk Mikolaj Gorecki and Witold Szalonek de yurtdışında üne kavuşmuşlardır.

Klasik avandard bestecilerden üne kavuşan bir başka nesil ise: Tomasz Sikorski, Zygmunt Krauze, Krzysztof Meyer’dir. En genç temsilcilerden olan Pawel Mykietyn ise en ünlüsü olarak gösterilebilir. Ek olarak,Polonyalı Film müziği bestecileri de oldukça popüler ve de devamlı ödül almaktadırlar. Bazıları: Wojciech Kilar, Zbigniew Preisner and Jan A. P. Kaczkarek (En iyi Film Müziği dalında Oscar’ı bulunmaktadır.).

image

Polish jazz school diye adlandırılan jazz akımı dünyaca en ilgi çekici olan akımlardan biri olarak kabul görmektedir. Bu akımın en önemli temsilcileri: Adam Makowicz, Krzysztof Komeda, Tomasz Stańko, Michał Urbaniak’tır. Komünist dönemde Polonya, doğu bloğu ülkelerinden farklı olarak bir Jazz festivaline ev sahipliği yapmaya başlamıştır, Jazz Jamboree Festival’i dahilinde o zamanlarda Miles Davis’in de dahil olduğu bir çok ünlü sahne almıştır. Jazz Jamboree festival’i bugün de hala düzenlenmeye devam etmektedir.

Metal müzik de Polonya da oldukça popülerdir. Ünlü olan gruplarımızdan bazıları: Vader,Behemoth, Decapitated, Vesania or Hate.

Polonya gençliği, dünyanın diğer ülkelerindeki gençler ile aynı müziği dinlemektedir. Bunun yanında , kendimize özgü rock,hip-hop ve pop mizansenlerimiz de vardır. Bazı Polonyalı müzisyenler uluslararası müzik yıldızları ile kayıt yapmışlardır, Path Metheny ile albüm yapan Anna Maria Jopek gibi veya Cesaria Evora ve Goran Bregovic ile kayda giren Kayah gibi. Anna Maria Jopek Almanya’da oldukça popüler olan bir Jazz sanatçısıdır. Eğer pop müzik hoşunuza gidiyor ise, Doda veya ruhunuzu okşayacak Edyta Górniak’ı dinlemelisiniz. Hey, Kult ve Myslovitz en popüler Polonyalı rock gruplarındandır.

image

Polonya uluslararası bir çok müzik festivaline ev sahipliği yapmaktadır. Bunların en önemlisi OPEN’ER’dır,her yıl dünyaca ünlü starları ağırlamaktadır. Bugüne kadar: Chemical Brothers, Pearl Jam, Massive Attack, Cypress Hill, The White Stripes, Skunk Anansie ve daha bir çok yıldıza ev sahipliği yapmıştır. Gdynia hersene Avrupa’nın müzik başkenti olmaktadır. Polonya’da gerçekleşecek diğer müzikal organizasyonlardan haberdar olmak için, Takvim ve Haberler bölümüne göz atınız. Polonyada müzik her çeşittir,ve herkes sevdiği tarzda bir şey bulacaktır.


BaşaDön

Edebiyat

Eğer ki Lehçe filoloji okumak istiyorsanız, Leh edebiyatını derinlemesine inceleyeceksiniz. Fakat, okuyacağınız bölüm ne olursa olsun prestijli ödüller kazanmış ve de uluslararası üne kavuşmuş Polonyalı yazarlar ile tanışmak oldukça yararlı bir aktivite olabilir.

Bilim Kurgu fanatiklerinin en azından şu iki Leh yazarı tanıyor olmaları gerekir: Stanislaw Lem ve Andrzej Sapkowski. Lem’in kitapları her zaman için yabancı dillere en çok çevirisi yapılan Leh kitaplarından biri olmuştur, ve de bilim kurgu edebiyatının klasik yazarlarından biri olarak gösterilmektedir. En önemli yapıtları arasında: Yıldız Güncesi(Dzienniki Gwiazdowe), Eden, Solaris(bu kitabın Andriej Tarkowski ve Steven Soderbergh tarafından çekilen iki beyazperde uyarlaması da bulunmaktadır),Summa Technolgiae ve Cyberiada. Andrzej Sapkowski ise,uluslararası çok değer verilen The Witcher(Sagi o Wiedźminie) Serisini yazdı.

image

Şu ana kadar bir kaç Leh yazar Edebiyat dalında Nobel ödülüne layık görülmüştür. Bu ödülü kazanan ilk Leh yazar olan Henryk Sienkiewicz, bu ödülü 1905 yılında, en ünlü yapıtı olan Quo Vadis ile kazanmıştır. Kitap şu ana kadar 50 dile çevrilmiştir. 1924 yılında ise Wladyslaw Reymont Köylüler(Chłopi) kitabı ile aynı ödüle uzanmıştır.

Bu ödülü kazanarak , uluslararası üne kavuşan iki adet de Leh şair vardır. Czeslaw Milosz bu prestijli ödülü 1980 yılında kazanmıştır.En çok bilinen eseri Tutsak Edilmiş Akıl(Zniewolony Umysł) olup, aynı zamanda Leh Edebiyatı Tarihi(The History of Polish Literature) kitabının da yazarıdır, bu kitabı Amerika’ya göç ettikten sonra yazmıştır. Wislawa Szymborska ise özellikle Almanya ve İtalya’da çok popüler olan , dünyaca ünlü bir başka şairdir,1996 yılında Nobel kazanarak taçlanmıştır.

Eğer ki edebiyat ile alakalı iseniz kesinlikle Leh yazarların kitaplarını okumalısınız. Bu kitapların yabancı dillere çevirilerini lokal üniversitenizin kütüphanelerinde bulabilirsiniz. Okumanın tadını çıkarın!

BaşaDön

Ressamcılık

image

Polonya’daki en önemli görsel sanat eseri kalıntıları Orta Çağ’daki Roma İmparatorluğu dönemine dayanmaktadır, bu eserlerin çoğu da kiliselerdeki duvar resimleridir. Fakat, bu eserlerin en önemlileri 14.yy’ın ikinci yarısından, gotik periyoddan kalmadır. Bunların bazıları Torun’daki The Assumption of the Holy Mary Church kilisesinde hayranlıkla görülebilir.

Eğer ki ortaçağ sanatlarına meraklı iseniz, kesin olarak ,özellikle Krakow ve Küçük Polonya’nın diğer şehirlerindeki Gotik kiliseleri ziyaret etmeniz gerekir. Buralarda “Krakow-Nowy Sacz” stili olarak adlandırılan kutsal alan mimarisini görebilirsiniz.



image

Rönesans dönemine ait Leh sanat eserleri en iyi olarak mimari dalında gözlemlenebilir.Wawel’deki Sigmunt Şapeli Rönesans düneminin incisi olarak sükse yapmıştır. Polonya’da bulunan başka hiç bir yapı Sigmunt Chapel’in mükemmeliyeti ile boy ölçüşemez. Bu dönemden sonra resim sanatının görevinin değiştiği açıkça görülebilir, -dini resimden daha dünyevi bir hale -. Bu dönemden sonra daha çok portre çalışmaları ağırlık kazanmıştır, bu eserler şu anda bir çok Polonya müzesinde görülebilirler. Tabut portreleri 17.yy’ın barok döneminin en önemli karakteristik sanatsal çalışmalarıdır. Bu tarz bir sanat çalışmasını dünyanın başka hiç bir yerinde göremezsiniz. Cenaze törenleri Leh halkı için her zaman için çok önemli seremoniler olmuştur.Merhum kişilerin resimleri kalaylara onu gerçekçi bir şekilde anlatacak şekilde çizilirdi. (Yaşayan halini tabii ki!)

18yy’ın Leh tablolarında Avrupa sanatından etkilenilmiştir, özellikle de İtalya ve de Fransa’dan. Dönemin Leh sanatı Stanislaw August Poniatowski yönetiminde, kralın sanatçıların patronu haline geldiği bir zamanda gelişmiştir. Sanatçıların bir çoğu yurtdışından gelerek Kraliyet ailesi için çalışmışlardır. En önemli görevleri Royal Castle ve de Lazienki Sarayını yeniden inşa etmekti.

image

Polonya bağımsızlığını kaybedince, Leh sanatı da işlevini değiştirdi. Kraliyet ailesinin sanatçılar üzerindeki hükmü sona erdi. 19.yy’da yeni bir sanat anlayışı ortya çıktı, - Müzeler,halka açık sergiler ve yarışmalar düzenlenmeye başlandı. Sanat eserlerinin ticareti popülerlik kazandı ve bir çok özel sanat koleksiyonu oluşmaya başladı. Bütün bu gelişmeler tabloların konularını da etkiledi. Hükümdarların ve de dini simgelerin yerlerini daha çok manzaralar, yaşamdan kesitler, ve tarihi anlar almaya başladı.

Bu son kategori özelllikle Jan Matejko sayesinde Polonya’da oldukça popülerlik kazandı. Sanatçı,Polonya’nın zaferlerini anlatan dev gibi sanat eserleri ortaya çıkardı. Sanatçının en önemli eseri Grunwaldem Savaşı (Bitwa pod Grunwaldem) olup, Varşova’da bulunan Ulusal Müze’de sergilenmektedir.Bir diğer önemli eseri Prusya Egemenliği(Hołd Pruski) ise Krakow’daki Ulusal Müze’de görülebilir. Benzer konulu başka bir tablo da Kossak kardeşlerin Racławicka Panoraması(Panorama Racławicka) idir, bu tablo da Wroclaw’daki Ulusal Müze de sergilenmektedir.

Tarihi tabloların yanısıra, klasik ve romantik tablolar da Avrupa’da oldukça popüler olduğu gibi Polonya’da da revaçta idi. Resimdeki bu trendin en önemli temsilcileri arasında Piotr Michalowski ve Henryk Rodakowski de vardır. Sanatçıların sanat eserleri Krakow’daki Ulusal Müze’de görülebilirler.(Fakat Rodakowski’nin en ünlü eseri Annenin Portresi(Portret Matki) Łodź’daki Sanat Müzesinde sergilenmektedir.)

image

19.yy’ın ikinci yarısında da Polonya bir çok yetenekli sanatçı yetiştirmiştir. En önemlileri: Artur Grottger, Maksymilian Gierymski, Józef Szermentowski, Artur Chmielowski(Bu sanatçıların sanat eserleri Krakow,Poznan ve Varşova’daki Ulusal Müzelerde görülebilirler.) Bu zamanda bir çok Leh ressam ülkeyi terketmek zorunda kalmış olsa da, yaptıkları tablolar da hala Poonyadaki manzaraların ve insanları etkileri görülebilmektedir. Bu kategoriye dahil ressanlar olarak: Józef Chełmoński, Józef Brandt, Aleksander Gierymski, Władysław Podkowiński, Józef Pankiewicz’ı sayabiliriz. Bu ressamların tablolarını da Polonya’nın çeşitli şehirlerindeki Ulusal Müzelerde görebilirsiniz.

Çoğu sanat eleştirmen 19.yy dönemecini Leh ressamcılığının en iyi dönemi olarak göstermektedir. Bu zaman, Leh sanatının kendine özgü anlatım gücünü kazandığı dönem olarak da açıklanabilir. Bu da ülkedeki politik durumdan kaynaklanmaktadır, daha özgür bir ülkede yaşamak yaratıcılığı da güçlendirmiştir.(Bakınız Tarih bölümü) Bu tarihler aynı zamanda ressamcılığın şiir ve de diğer edebi türler ile iç-içe geçtiği bir dönemdir. Bu dönemde ortaya çıkmış tablolarda entik ve slav mitolojisine ait bir çok sembol ve göndermeler mevcuttur, ve de tablolarda ele alınan esas konular: doğa,yaşam ve ölümdür. Değişik sanat dalları iç-içe geçmiş ve de birleşmiştir.

Buna ve döneme dair verilebilecek en önemli örnek ise ; Stanislaw Wyspianski’dir. Sanatçı ressam,dramacı,dekor ressamı,şair ve sahne direktörüdür. Sanatçı aynı zamanda Krakòw’daki Franciscan kilisesindeki vitrayı ve de ailelerin ve çocukların pastel portreleri ile de ünlüdür. Sanatçının eserleri Poznan,Krakow ve Varşova’daki Ulusal Müzelerde görülebilirler. Polonya’daki müzeleri gezerken diğer ünlü sanatçıların da eserlerine de bakmayı unutmayın. Jacek Malczewski, Wojceich Weiss, Witold Wojtkiewicz, Olga Boznańska, Leon Wyczółkowski ve Józef Mehoffer diğer önemli sanatçılardandır.

Polonya 1914 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra artık vatansever temalar ve de kahramanlık hikayeleri eskiden olduğu kadar çok kullanılmamaya başladı.İki dünya savaşı arasında kalan dönem boyunca ülke çok zengin ve aktif bir sanat dönemi yaşamıştır.Bir çok sanatsal grup türemiştir. Dönemin En ünlü sanatçıları: Leon Chwistek, Stanislaw Ignacy Witkiewicz, Zofia Stryjenska. To the avant-garde group belonged: Tytus Czyżeski, Władysław Stzremiński, Henryk Stażewski’dir.

İkinci Dünya Savaşı diğer sanat dalları gibi, Leh ressamcılığını da vurmuştur. Savaş sonrasındaki herhangi sanat yapma çabası Komünist yönetim tarafından hemencecik bastırılmaya çalışılmıştır. Sosyalist realizm en üstün artistik stil olarak dikte edilmeye çalışılmıştır. Buna rağmen PRL zamanında bazı seçkin sanatçılar ortaya çıkmıştır. Eğer modern sanatı sevenlerdenseniz; Andrzej Wróblewski, Tomasz Makowski, Jan Cybis, Józef Czapski, Tadeusz Kantor, Jerzy Nowosielski, Tadeusz Brzozowsk’nin ve diğer bir çok sanatçının eserlerini Ulusal Müzelerde ziyaret edebilirsiniz.

image

Modern Leh sanatçıları yurtdışında da oldukça popüler olmuşlardır. Heykeltraşımız, Małgorzata Abakanowicz, özellikle Amerika’da en ünlü olanlardan biridir.Aynı zamanda son zamanlarda Alina Szapocznikow da Fransa’da oldukça tanınmaktadır. Miroslaw Bałka da 2009 yılında Londra Tate Modern’de oldukça başarılı olmuştur. How It Is eseri İngiliz basını tarafından oldukça övülmüştür. Modern sanat eserleri çağdaş sanat galerileri ve de modern sanat müzelerinde görülebilirler. Varşova’daki Modern Sanat Merkezi’nde,Avrupa’nın önde gelen ödüllerinden biri olan, Avrupa Vincent Van Gogh ödülünü kazanan, Paweł Althamer’in çalışmaları görülebilir.

Modern Leh Sanatı Polonya ve yurtdışında oldukça ilgi çekmektedir. Galeri ve müzelerimi gezerek , kendiniz de bu ilgi çekici eserleri keşfedin!

Moden Sanat Merkezlerinin Listesi:

  • Varşova’da Centrum Sztuki Współczesnej Zamek Ujazdowski
  • Gdańsk‘ta Instytut Sztuki Wyspa
  • Bytom‘da Centrum Sztuki Współczesnej Kronika
  • Gdańsk‘da Centrum Sztuki Współczesnej Łaźnia
  • Toruń‘da Centrum Sztuki Współczesnej Znaki Czasu
  • Kraków‘da Centrum Sztuki Współczesnej Solvay
  • Radom‘da Mazowieckie Centrum Sztuki Współczesnej „Elektrownia”

BaşaDön

Polonyanın Kültürü büyüleyicidir. Ayrıca kendine has ayrı bir havası vardır. Keşfetmek için size iyi eğlenceler!

¿Quieres estudiar en Polonia u obtener más información? Crea la cuenta o ponte directmente en contacto con nosotros


polonya, polonyada üniversite, polonyada eğitim, polonyada yüksek lisans, polonyada master, polonyada üniversite eğitimi